ey yüreğim şimdi gitme zamanı..

 

Yüreğim...sadece ve sessizce dinle....ve selam et yüreğim...sevdaya aşka dair ne varsa hepsine selam et.........  Bir yalvarışla çıkmıştık yola biz...bir haykırışla...umutlarımızı anlatmıştık susayan gönüllere.....biz sevdanın esiriydik yüreğim....biz aşk askeriydik...  Şimdi bir köşede bükükse boynumuz...ağlıyorsak hala,incilmişsek yine toparlanma zamanı yüreğim....bu yolda acının adını gül koyduk biz....zehirin adını bal koyduk biz....itselerde, herkesi dost bildik biz....bilelim yüreğim hep böyle bilelim biz... Dertlere siper olma zamanı,gönüllerde sevda olma zamanı..yüreğim kışın bahar olma zamanı....

hadi bir umut yine...kalkalım ayağa..hadi silelim gözyaşlarımızı...kimse görmesin bilmesin ağladığımızı...dostumuz olan geceyi bekleyelim yüreğim....ve de bizi yalnız bırakmayan yıldızlarımızı..onları dost seçtik biz kendimize...çünkü hem çok uzaktırlar hemde çok yakındırlar...ve de ışıklarıyla geceyi ne güzel aydınlatırlar...örtsün yüreğim gece bütün yaralarımızı....saklasın bizim gözyaşlarımızı.....elimizi kaldırdık ya semaya biz....UNUTMA yüreğim biz istedik aşık olmayı RABBİMİZDEN...biz istedik dertleri can-ı gönülden...gelsin dedik...sevginin fedakarlığı olacaktı elbet.... Yüreğim aşıklar için burası sadece bir gölgelikti..yani o kadar kısaydı..O yüzden aşıklar buraya hiç kıymet vermediler....kimseyi incitmediler..değmezdi ki zaten bir gölgelikti bura onlar için...onların yurdu aşıklar diyarıydı.....ne kadar uzağız dimi yüreğim oraya..gayret yüreğim...gayret ve az sabret yüreğim....kapı kapı dolaşma zamanı şimdi...sevginin sahibini anlatmak için...kovulsak ta anlatma zamanı yüreğim aşkın sahibini tanıtmak için...anlatalım haykıralım ve yanalım yüreğim...nereye gidiyor bu insanlar diye....ağlayalım yüreğim ağlayalım...bize sevgiyi öğretmişti RABBİM....sevgiyi tanımamız için bize anne baba eş dost göndermişti.....ama bunlar araçtı yüreğim...basamak basamak HAKKA ulaşmak için....sevmekti yüreğim sadece onun için.... Hüzün mevsiminde dökülen yaprak gibiyiz....savrulduk her yere..kaybettik benliğimizi..unuttuk nerden geldiğimizi ve nereye gittiğimizi....ve şimdi yüreğim....hatırlama ve hatırlatma zamanı...gözler sahtelikleri gördü hep..eller sahteye uzandı hep...kaç el yetim başını okşuyor yüreğim...kaç el bir gözyaşı siliyor....oysaki bu eller bize yüreklere dokunmak için verilmişti...ve kaçımız şimdi gerçekleri görüyor..kaçımız işine geleni görüyor....oysa yüreğim bu gözler hakkı görmek için verilmemişmiydi.....ve kaçımızın kulağında sevgi sözcükleri çınlıyor....kaçımız iyi şeyler duyuyoruz..oysa bunların hepsi bize bir duyguyu büsbütün yaşamak için verilmişti....aşk...işte ozaman göz onu görürdü,kulak onu duyardı,ayak ona varırdı,el ona uzanırdı...... Hasret yükünü sırtlayarak çok yollar aldık...gözyaşlarımızı gönlümüze akıttık...ve yüreğim senle beraber kanadık,acıtıldık,incitildik,itildik..... varsın yapsınlar yüreğim....biz burda kalıcı değiliz...varsın yapsınlar yüreğim biz lanet edici değiliz....her şeyi gören her şeyi görüyor yüreğim...sen üzülme...mahzun olma.... Umut hayalimiz olsun..sevdamız sermayemiz olsun...gözlerimiz ışığımız olsun...sözümüz özümüz olsun...halimiz aşkımız olsun...benliğimiz hak esiri olsun.....güneşimiz rüyamız olsun....ve bir gün öldüğümüzde adımız aşık konsun.....hep diyorum ve hep diyeceğim yüreğim sanma aşk kolay değildir....aşıklar diyarınaavarmak kolay değildir...bedelde herşeyi ister....aşıklar kendilerini düşünmezlerdi kendileri yoktuki zaten onlar hiç buraya ait olmadılarki....onların yaşadığı acıları yaşamadan bu yolda sana yol yok yüreğim..yol yok.....

ve yüreğim yine gitme zamanı...

Her şeyde sen..

Leyla dedimse Sen, Suna dedimse Sen, Yar dedimse, Yaran dedimse Sen,
Sen gizlisin en aşikar varlıklarda, isimler farklı farklı olsa da,
Sen işlenmişsin kalbimizin mahzenine, Sana çıkar bütün yollar, Sana açılır bütün kapılar, sevdalar Sende kemale erer. Adımlar hep Sana atılır.

Şiirlerin kalbinde Senin adın saklıdır, nağmeler Sana bestelenir.
Yelkovan askınla, akrep askınla döndürür zamanı, döndükçe, dünya döner askından, aktıkça, nehirler akar ardından...

Hasret Senin adındır, özlem Sensin içimizde...

Kandillerde ışıklar ansızın söndüğünde, Sensin en parlak Nur yüreğimizde.
Seherin bağrına düşen gözyaşlarda aşkın gizlidir, aşkın gizlidir fecir vakti dualarda, yakarışlarda...

Aksamların yalnızlığında, yalnızlığın bağrında Sensin görünen. Gariplerin yoldaşı,sırdaşı,arkadaşı, Sensin velisi, vekili kimsesiz kalmış gönüllerin...

Seni konuşur hatipler, Seni susar evliyalar, Sana bakar aşıklar, Sana koşar sevdalılar. Secdeler Sana yükselir, dalga dalga Sana ulaşır zikirler.
Bize kalem ile yazmayı ögrettiğinden beri, Sana yürür kelimeler.

Sen deyince susar diller, yanardağlar kızsa da gönülde...

Ferhat dağlar ardında aradı Seni, mecnun çöllerin bağrında. Masivayı seviyor görünse de gönül, sevmek, Seni sevmektir aslında. Yanmaktır, yanardağlar gibi içten içe ve susmaktır Seni sevmek, yalnız Seninle konuşmaktır, Seninle dertleşmektir, yandıkça susamaktır, susadıkça yanmaktır,Hak ile dolmaktır, ham iken olmaktır, hiçbir zaman solmamaktır seni sevmek...

Aynalardakı pırıltıyı çözdük Rabbim, biz sonsuz Nur´unu diliyoruz...
Yalnız seni, Yalnız sevgini diliyoruz...
Yalnız sevgini, Yalnız seni diliyoruz...

AşK RaHmEtTiR

ince bir nimettir! Ve dahi hikmetle anlaşılmaya, şefkatle sevilmeye lâyıktır.

İbrahimî “Lâ uhibbu’l-âfilîn” feryadının üç harf ve altı noktaya dökülmüş halidir aşk.

Güzelliğe iştiyaktır ve hakikî güzeli gösteren bir pusuladır.

Batıp yitenin sevgili olamayacağını haykıran bir dellâldır.

Kalbimin ebedî aşk için yaratıldığını ve sadece ama sadece Ona ayna kılınan o kalbe, kaybolup giden z******* mahkûmlarının giremeyeceğini anlatan bir işarettir.

Aşk ile ebede yönelirim ve aşk gözyaşlarıyla Ebedî Sevgili’yi ararım.

Mecazî sevmelerin ve sevgililerin elemini aşk ile hissederim; onları hakikî sevmeye ve Sevgiliye aşk ile köprü eylerim.

Ve o zaman, işte o zaman Mevlâna Cami gibi aşk ile yüzümü çokluktan birliğe çeviririm.

Sadece biri ister, biri çağırır, biri talep eder, biri görür, sadece biri bilir ve biri söylerim. Başkalarının istemeye, çağırmaya, görmeye ve bilmeye lâyık olmadığını bilirim.

Ki, aklım yorulsa da, bakmayı ihmal etse de vicdanım Onu unutamaz.

Ben vicdanımı inkâr etsem de, vicdanım Onu görür, Onu düşünür, Ona yönelir.

Hads denilen yıldırım gibi intikal [geçiş, ulaşma] melekem hep vicdanımı tahrik eder.

Hadsin şiddetli hali olan ilham, vicdanımı nurlandırır.

Meyilin şiddetlisi olan arzu ve arzunun şiddetlisi iştiyak ve onun şiddetlisi ilâhî aşk, vicdanımı hep Onun marifetine sevkeder.

Fıtratımdaki bu incizab (çekilme) ve cezbe, cazibedar bir hakikatın cezbiyle olabilir ancak.

Ve vicdanım bu cezbesi ile tanır ALLAH’ı
.

O cemal Sahibi tecelli ettiğinde, perdesiz şâşaayla daim tecelli ettiğinde cezbeye düşer vicdanım.

Vicdanımın bu cezbesi ve incizabı hem Onun Vacibü’l-Vücud oluşuna, hem de Celâl ve Cemal Sahibi oluşuna kesin bir delil olur.

Sadece benim değil, bütün varoluşun kalbindedir aşk ve yok olmayan bir Mâşuk’u gösterir.

Ben ki insanım, varoluş ağacının meyvesiyim. Nasıl ki ağaçta olmayan meyvede görünmez; o halde, benim sinemdeki ilâhî aşk gibi, kâinatın sinesindeki hakikî aşk da Ezelî bir Sevgiliyi gösterir.

Zira, kâinattaki bütün çekimler, çekilmeler, çekiciliklerin cazibedar bir hakikatın çekimiyle olduğunu gösterir aşk uyanık kalbime.

Yeryüzü meczub bir mevlevi gibi o aşkla döner güneşin etrafında.

Elektronlar aynı Sevgilinin cezbesiyle döner çekirdeğin etrafında.

Oksijen ve hidrojen o aşk ile birleşirler ve su gibi rahmetin cisimleşmiş halini meyve verirler.

Bülbül aşkın cezbesiyle güle nağmeler dile getirir.

Varlıkların bütün dönüşleri, bütün hareketleri, bütün çekim kanunları aşktandır.

Bütün kâinatın mayası aşktır.

İlâhî aşkın şarabıyla zerrelerden yıldızlara kadar herşey istidadına göre kendinden geçmiştir.

Aşkın ateşiyledir ki, Ezelî Güneş’e doğrudan aynalık yapan, Ona her hal ve şartta yönelebilen “reşha”nın içindeki katılıklar yanar, ziya ile nura döner.

Aşığım ben; varlığa… hayata… bekaya… kemale… cemale… aşığım.

Benliğimden soyunduğumda, imanın şuurunu giyindiğimde anlarım ki, aşkım aslında Onun isimlerinedir, Onadır.

Onun bekasına, Onun kemaline ve cemalinedir.

Zira hakikî beka Onundur; eksiksiz kemal Onundur ve kusursuz ebedî cemal Onundur.

Aşkım Onun cemaline, kemaline bir delildir.

Aşkım ve muhabbetim marifetimdir, kulluğumdur…



Murat Çiftkaya

KURAN RADYOSU - 24 SAAT KURAN-I KERİM YAYINI - www.kuranradyosu.com